Durup dururken gülümseyen, hindistan cevizli kurabiyeyi çok seven, normal cevizli kurabiyeyi de seven, çiçeğin her türlüsünü dalında seven , birisi "nasılsın?" dediğinde ona "sen nasılsın?" demeyi unutan, tarihle alakalı herşeye bayılan kendi halinde bir kızım.
The bodies of the victims were found in mass graves, identified through DNA analysis and buried at a cemetery in Kalesija where hundreds of victims previously found already have been laid to rest.
A total 1,998 people were killed in Zvornik during the campaign. The bodies of 611 are still missing.
Bosnalılar savaş zamanı öldürülen 32 kurban daha gömdüler.
Kurbanların bedenleri toplu mezarlarda bulundu, DNA analizleri ile kimlikleri belirlendi ve yüzlerce başka kurbanın bulunduğu Kalesija’da bir mezarlığa gömüldüler.
Zvornik’te savaş sırasında 1998 kişi öldü, 611’inin bedenleri hala kayıp.
Bosna’daki savaşın üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen bazı bedenler yeni bulunup mezarlığa gömülebiliyor. Savaştan bu yana zamanla cesetler bulunup gömülüyor. Hala bulunamamış cesetler var.
(lovehopeandpray gönderdi)
Yıllar önce Isaac Newton’un biyogrofisini okurken rastlamıştım bu cümleye: Devlerin omuzlarında yükseldiğim için… Sonra bu cümleye Google Akademik arama sayfasında rastlayınca dedim ki araştırmacı bir bilim adamına bundan daha iyi gaz verilmez.
Gün geçmiyor ki Rabia çok geç aydınlanmalar yaşamasın. Şimdi efenim bir çoğunuz duymuştur Ratatuy adlı animasyonu. Aşçı minik bir farenin hikayesi anlatılıyor. Ratatuy (Ratatouille) bir Fransız yemeği. Olayda zaten Fransa’da bir restoranda geçiyor. Gelelim benim yeni farkettiğim şeye. Ratatuy. Rat İngilizce “fare” demek.
17.yy’da bir gezgin olan Corneil le Brun arkadaşımızın İstanbul’dan aldığı zeytinyağlı sos tarifi:
“Türkler etlerini tatlandırmak için de çoğu kez zeytinyağı tüketmektedirler. Biraz tuzla birlikte, tereyağı yerine ekmeğin üstüne sürerek de yenilmektedir. Eğer zeytinyağına biraz limon, ya da sirke ve karabiberle tuz katılıp birlikte karıştırılırsa kimi balık türleriyle iyi giden bir sos elde edilmektedir.”
Bu sosu daha önce tattınız mı bilmem. Ama zeytinyağı sevseydim denerdim belki.
Benim bedenim benim kararım, peki ya onun bedeni?
Aksakallı dedeler. Yanında çanta taşımayan anahtarını, mendilini, akbilini sakallarının arasına tıkıştıran aksakallı dedeler. Otobüse bindiklerinde yer vermemek için uyuma numarası yapan gençleri asalarıyla dürten aksakallı dedeler.
Şöminenin önünde torunlarına masal anlatan bir yandan da dilim ekmeğe sürülmüş çokokrem dağıtan sevgili nine, gençliğinde kurbağa öpmüş dudağına siğil bulaşmış. Cildiyeci doktora gitmiş, aşık olup evlenmişler doktorla. Sonra elektrikli şömine bulunan bir eve taşınmışlar.
Ayna ayna söyle bana var mı benden daha merhametlisi, şefkatlisi, yardımseveri, ahlaklısı?
Cık, cık var mı benden daha güzeli olacaktı o.
Dum bada dum dum duyduk duymadık demeyin, mentosla kola içmeyin, ey ahali yok mu masal dünyasında ruhu güzel olduğu için mutlu olan?
Kalabalık sessiz.
……
…..
Durun! Keloğlan var ya!
Kanada’ya giden arkadaşa “Sen daha önce hiç araba gördün mü?” diye soran Kanadalı arkadaş, gel İstanbul trafiğini bir gör, “Sen hiç bu kadar arabayı bir arada gördün mü?”
İstanbul trafiği fizik kurallarına göre hareket eder. Yağmurda akışkanlığı azalır, atomlar birbirine yaklaşır. Karda ise tamamıyla katı hale geçer, akışkanlık yok olur.
Otobüste arkalardaki o cam kenarı var ya insan istese de neşeli olamıyor orada. Sihirli koltuk gibi oturunca filozof oluveriyorsunuz. En derin felsefeler oralarda gün yüzüne çıkıyor.
İstanbul dışına çıkıp geri dönenler için “İstanbul’a Hoşgeldin”dir trafik. Önce duygulanırsınız, 2 dakika sonra “Bu ne trafik ya.” diyerek eski halinize dönersiniz.
Hangisi garip bilemedim
Fatıma sigaralarının Amerika’da bir beyzbol takımına sponsor olması mı,
Yoksa bir sigara markasının bir spor takımına sponsor olması mı?
Öhö öhö , tamam topu şimdi gönderebilirsin dur bir dakika
Öhhhöööö…
İnternette çilek yiyen kaplumbağa, gülen baykuş ve uyuyan kedi fotoğrafları görünce içimdeki hayvan sevgisi artıyor, enginlere sığmıyor taşıyor.
-Bir çim adam kapıyı çalmış karşıdaki ne demiş?
-Çimoo??
(Yazar üstteki iğrenç espriyi yaparak hayatında kendini yararlı hissedecek birşeyler yapmak istiyor. Bilinçaltında kendini çim adam gibi görüyor adeta.)
Oyuncular dramatik bir sahne çekerken veya duygusal şeyler söylerken neden bağırarak fısıldarlar? Daha gerçekçi mi oluyor?
Bağırarak fısıldama: Ses tonu fısıltıya benziyor ama sesin seviyesi normal seviyede böyle garip bir şey. Dikkat edin farkedeceksiniz.
Size bir tavsiye ne yapın ne edin, ninelerinizle dedelerinizle bol bol konuşun. Meslekleri hakkında, güncel olaylar, yaşadıkları devrin özellikleri…
Benim dedem şimdilerde olmayan mahalle bekçileri denilen polislerdenmiş. Zamanında bir sürü hırsız kovalamış. Tabii birçok anısı var, bu da beni en çok güldüreni.
Hırsız giren bir evde hırsızın bıraktığı bir not bulmuşlar;
Evinize girdim ve hiçbirşey bulamadım. Götürebileceğim birtek televizyon vardı, onu da size bıraktım.
Merhametli Hırsız
NIGHTNIGHT by DEDDY